Madam Miya’nın Köpeği 2

Salonda kitap okuyordum. Zil çaldı. Kapıyı açtım. Birden yüzüme indirdiği şamarla serseme döndüm. Ne olduğunu anlamadan bir tane de elinin tersiyle vurdu. Yüzüm ellerim arasında başım önde beklerken hızla içeri girdi.– Ne demek ulan senden ayrılıyorum, ben istemediğim sürece benden hiçbir zaman ayrılamazsın tamam mı aşağılık herif, senin ağzına sıçacağım bu gece, o telefonda ettiğin lafları yedirteceğim sana!
– Ne diyorsun ya?
– Ya’lı konuşma bana, en sinir olduğum şey, Efendim diyeceksin bana, anladın mı soysuz köpek!
Kapıyı kapatmaya çalışırken sadece parlak siyah deri sivri topukların sesini duyabildim.– Kapattın mı kapıyı?
– Evet.
– Diz çök ulan önüme!
– Hemen efendim.
– Temizle şunları!Önüne diz çöküp çizmelerini yalamaya başladım. Baş döndürücü deri kokusu varlığımı borçlu olduğum toza toprağa karışıyordu. Topukları öptüm. Fermuarı dişledim.– Çıkar şunları haydi! Acele et biraz, ayakta kalmaktan yoruldum.
– Hemen madam, emredersin.Elindeki çantayı ve poşetleri kenara; çizmeleri ise elimdeki kayganlık hissiyle çamurlu topuklarına bakarak plastik ayakkabılığın en üst gözüne, duvara yaslayarak bıraktım. Saçlarını savurarak koridorun köşesinden döndü. Dayanamayıp çizmenin birini elime aldım. Önce içini doyasıya kokladım. Deri yüzeyi, topuklarını, fermuarını yalamaya başladım.– Neredesin aşağılık herif!Elimdeki çizmeyi aldığım yere bıraktım. Salonun yanındaki küçük odaya yöneldim. Kapı aralıktı. Üzeri kaplan motifiyle kaplı, uçlarına doğru yer yer dökülmüş battaniyenin kapattığı tek kişilik şilteli somyanın üzerine yüz üstü uzanmıştı. Yavaşça üzerine uzandım.– Ne yapıyorsun geri zekalı, ben sana emir verdim mi?
– Özür dilerim efendim. Kesinlikle sözünüzden çıkmayacağım.
– Saçlarımdan başla o zaman!Yüzümü, dokundurduğumda sert metal iplikçikleri avuçluyormuşum hissi veren simsiyah saçlarının arasına soktum. Boğumlarında siyah tüylerin olduğu kalemsi parmaklarının elmasına çizgileri belli belirsiz göze çarpan siyah oje sürmüştü. Vücutlarımızı kesik ritimlerle birbirine sürtmeye başladık. Onu öpmek, okşamak, ısırmak istiyordum.Nedensiz yere parçalamak,yutmak,içimi doldurmak isteği…Sadece ojeleri değil deri pantolonu,çorapları da siyahtı o gün. Deri montu kırmızıydı. Ensesini,başını hafifçe çevirip çenesini,boynunu,yüzünü kesik kesik ısırdım,yaladım dayanamayıp.Yavaşça yüzünü döndü. Yüzünü yüzüme yaklaştırdı. Birden tükürdü. Ağzında kalan son tükürükleri de saçarak:
– Ne yaptığını sanıyorsun sen? Anlamıyor musun geri zekalı, benim emirlerime uymanı istiyorum diyorum.
– Emredersiniz madam.
– Çoraplarımı çıkar!Hızla aşağıya indim, yatağın ucuna geçtim. Önce sağ sonra da sol ayak çoraplarını çıkardım. Dünyadaki en güzel ayak parmaklarına sahip kadın olduğunu fısıldadım ona. Sol ayağını tekrar elime aldım. Siyah ojeli ayak parmaklarının elması ağzımdaydı artık.Emmeye doyamıyordum, yasemin kokan parmak aralarını,tırnaklarını,topuklarını,parmak başlarındaki dolgun etleri doyasıya emdim, yaladım.Ellerim diz altlarında geziniyordu.Diz kapaklarını, kılları yeni filizlenmeye başlayan kasıklarını öptüm, yaladım.İnliyor,bazen odayı dolduran kesik kesik çığlıklar atıyordu. Birden üzerinden itti beni, ayağa kalkıp bağırmaya başladı:– Geri zekalı herif ne dedim ulan ben sana hızlı gidip beni baştan çıkarmayacaksın demedim mi her seferinde aynı şey yavaş ol diyorum sana yavaş o kas kafan bir türlü almıyor bunu ben sana şimdi yapacağımı bilirim getir ulan şu veterinerden yalan söyleyip aldığın tasmayı neymiş köpeğine alıyormuş oyun neymiş göstereceğim ben gir şu somyanın altına ha efendinin sözünü dinle böyle çıkar o sakladığın yerden annen geldiğinde bulup da çıldırmasın bak kendi ellerinle tak ha aferin bak nasıl söz dinleyip uslu bir köpek oluyorsun efendinin sözünü dinliyorsun ver şimdi zincirleri elime aferin düş şimdi önüme doğru banyodaki klozete.Osuruğunun sesi suya çarpıp yüzümde yankılanıyor, koku yok neyse ki şimdilik, ama aniden yüzüme çarpan kaygan ve tok parçayla kendimden geçiyorum koku etkisini göstermeye başlıyor başımı klozetten kaldırmaya çalışıyorum eliyle daha da bastırıyor ağzım sudaki parçaya değiyor kusmaya başlayınca rahatlıyorum– Şimdi sıra efendini temizlemeye geldi önce ağzını güzelce çalkala aferin çekil lavabonun önünden çabuk ol aptal herif, yeter bu kadar, domalıyorum şimdi, arkamda yerini al hadi, marş marş görev başına.Hiçbir şey Madam Miya’nın göt deliği kadar harikulade olamaz. En uygun sözcük bu bence, harikulade bir İspanya çikolatasıydı adeta. Putsal yaratık, çıldırtıcı kıvrımlar, yürek hoplatan kalçalar, efendice duruş…– Madam, dilimle kıçınızın daracık deliğini yalayarak temizleyeceğim şimdi, ara sıra da kalçalarınızı hafifçe ısıracağım, sizi boşaltabilecek miyim sevgili efendim?
– Emin ol, kolay olmayacak bu.
– Sözleriniz davetkâr, tahrik edici.
– Bu sıkı deliği emme onuruna eriştiğin için kendinle gurur duymalısın.
– Evet efendim, kesinlikle haklısınız.
– Şehvetimle sana yüklediğim görevleri asla ihmal etmemelisin.
– Emredersiniz.
Ateşli deliği yalamaya başlıyorum, dilim güçlükle sığmaya çalışıyor, harikulade bir zevk bu. Madam da boş durmuyor bu arada, klitorisini uyarmayı sürdürüyor. Aşağıya inip topuklarını, tabanlarını yalamaya başlıyorum. Gözlerini aralıyor bir ara, aşağıya bakıyor, fısıldıyor:
– Şu ünlü markadan aldığın yeni sivri topuk parlak siyah deri terlikleri bir getir bakalım.
– Emredersiniz efendim.
Bir koşu gidip gardrobun gözünden alıp geliyorum. Ayaklarına geçiriyorum.Kaldığım yerden yalamayı sürdürüyorum, deri ve tenin baştan çıkarıcı tadı ve kokusu birbirine karışıyor…
(Devamı gelecek…)

Hikayeyi beğendiniz mi ?

Oy vermek için tıklayın!

Ortalama puanı / 5. Oy sayısı:

İlk oyu sen ver dostum 🙂

Yorum yazmak yapmak ister misin?

Navigate